TURGUT ÖZAL BULVARI 1940. CADDE NO: 81/46 YENİMAHALLE BATIKENT ANKARA
0532 161 01 17
aripsikoloji@gmail.com
BİREYSEL TERAPİ
Her birimizin Anne karnında başlayan hayat yolculuğu bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık sürecinde devam ediyor. Bu hayat mücadelesinde bir takım zorluklarla karşılaşıyor ve türlü rahatsızlıklar yaşıyoruz. Tüm bunları birlikte aşmaya ne dersiniz?

BİREYSEL TERAPİ ÇALIŞMA İÇERİĞİ
- OKB
- PANİK ATAK
- CİNSEL TERAPİ
- KİŞİLİK BOZUKLUĞU
- VAJİNİSMUS
- SOSYAL FOBİ
- YEME BOZUKLUĞU
- BİPOLAR BOZUKLUK
- FOBİ
- TRAVMA
- MADDE BAĞIMLILIĞI
- DEPRESYON
- ANKSİYETE
OYUN TERAPİSİ
Oyun terapisi 2-12 yaş aralığındaki çocuklarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Çocuğun yaşamakta olduğu problemler tespit edilerek onun dünyasına girilir. Problemler ruhsal ve psikolojiktir. Çocuk yaşadığı zorlukları, travmaları, duyguları terapistine kelimeler yoluyla değil oyun ve oyuncaklar yoluyla aktarır. Bu şekilde hem altta yatan nedenler görülür hem de müdahale geliştirilir.
AİLE DANIŞMANLIĞI
Aile Danışmanlığı aileyi oluşturan bireylerin birbirleriyle olan ilişkileri yaşadıkları sorunlar, sorun çözme, evlilik, ayrılık ve boşanma sırasında çocuklarla ve aile ile ilgili bireysel ya da bireyler arasındaki sorunların üstesinden gelinmesine yardımcı olan bir danışmanlık hizmetidir. Aile danışmanlığı hizmetinin kapsamını; öncelikli olarak eşler arasında ya da yakın ve geniş aile çevresindeki diğer bireylerle yaşanan ilişkilere dayalı sorunlar, ailenin yaşam dönemlerine uygun yeni yaşam düzenlemeleri ve çocukların bakımı gibi konular oluşturmaktadır. Ayrıca, ailenin, sağlık, ekonomi, beslenme gibi yaşam kalitesinin etkileyen diğer tüm yaşamsal konular da bu kapsamdadır.

Aile Danışmanlığında önemli olan hizmetin içeriği ve ailenin ne şekilde ele alındığı ve bu hizmetten ne şekilde yararlanacağıdır. Bireysel psikolojik danışmadan farklı olarak ‘aile grup dinamiği’ dikkate alınarak değerlendirmekte, aileyi oluşturan bireylerle aile grubu üyeleri olarak ilgilenilmektedir. Bireylerin sorunları ailenin yaşadığı sorunlara dönüşme eşiğinde ise, aile danışmanlığının kapsamına girmektedir. Aile üyelerinden herhangi birinin yaşadığı sorunun etkisi tüm aileyi kapsar ve çözüm sürecinde ailenin tümü belirleyici bir rol taşır. İlişkiler bağlamında sorunları olan bireylerin, arkadaşlık, evlilik, ayrılık ve boşanma sırasında, çocuklarla ve aile ile ilgili bireysel ya da bireyler arasındaki sorunların üstesinden gelmelerine yardımcı olunmaktadır. Aile danışmanlığı, ilişkilerin temelini oluşturan, duygu yönetimi ve kontrolü ile iletişime dayalı sorunlarla ilgilenerek çözüm için yol göstermeyi hedeflemektedir.
CİNSEL TERAPİ
Terapiye başvuranların öyküsünü alarak cinsel sorunlarını değerlendirerek hangi cinsel işlev bozukluğu yaşadıklarını tespit ederek uygun tedavi yöntemlerini seçerek kişiye özel tedavi planı oluşturmak. Birden fazla alanın kesiştiği konuma sahiptir. Farklı tedavi ekolleri ve teknikler yaşanan sorunu kişiler için can sıkıcı ve kötü bir deneyim olmaktan çıkarır.

Cinsel terapide öncelikle danışanların geniş ve detaylı öyküsü alınır. Ardından terapist sorunun nerede olduğu ve eksik yerleri tespit eder. Cinsellikle ilgili bilgi verir ve genellikle birçok problem bilgi eksikliğinden veya yanlış bilgiden kaynaklanır. Terapi sürecinde egzersizler planlanır ve yapılır. Egzersizler evde yalnız veya partneriyle beraber yapılması için ev ödevi şeklinde verilir. Terapinin sonuna doğru danışan gerekli cinsel bilgi ve davranışı öğrenir ve kendi yaşamına uygular
ÇİFT TERAPİSİ
Birbiri ile çatışmada olan iki insanın, etkileşimini değiştirmek için düzenlenmiş bir psikoterapi biçimidir.

Evlilik ve çift terapisi, ilişkilerde neyin iyi gitmediğinin anlaşıldığı, ne yapılırsa iyi gidebileceğinin ortak çabasının gösterildiği, bundan sonra da yolun birlikte mi ayrı mı gidileceği konusunda alınacak olan kararların netleştiği bir süreçtir.

Evlilik ve çift terapistleri, çeşitli taktikler kullanarak eşlerin sağlıklı iletişim kurabilmelerini ve duyarlı oldukları konuları tartışabilmelerini sağlar. Kendilerini anlamalarına, yeni ilişki ve etkileşim biçimleri kazanmalarına ve sorunları konusunda bir içgörü sahibi olma yönünde onlara yardım ederler.


Evlilik ve Çift Terapisinin Temel Amacı Nedir?
Eşler arasındaki çatışmaları azaltmak ve çözmek.
Eşler arasında var olan ve sorun yaratan etkileşim sisteminin dengesini değiştirmeye çalışmak.
Etkili iletişimin kurulmasını ve kullanılmasını sağlamak
Problem çözebilme yolları göstermek.
Nesiller arası ve geçmişte yaşanılan sorunların etkileşimini ortaya çıkarmak
En önemlisi, çiftlerin keşkesi en az olan en doğru kararı verebilmelerini sağlamak.

İlişkilerde Evlilik ve Çift Terapisi Gerektiren Ne Tür Problemler Yaşanır?
İletişim eksikliği ve Öfke kontrol sorunları
Güç ve İktidar savaşları
Problem çözmede kullanılan hatalı yollar
Mesleki durumlar ve ekonomik sorunlar
Akrabalık ilişkileri
Aldatma ve sadakatsizlik
Boşanma
Çocukların bakımı ve yetiştirilmesindeki farklı bakış açıları.
Cinsel hayattaki yetersizlikler ve uygunsuzluklar sayılabilir.
EMDR TERAPİ
EMDR, kişide duyarsızlaştırma ve yeniden yapılandırma yapılarak, savaş, taciz, doğal afet, çocukluk döneminde yaşanan travmalar vb. rahatsız edici yaşam olaylarının sebep olduğu psikolojik sorunların yanında, panik bozukluk, yas, kronik ağrı gibi çeşitli sorunların çözümünde kullanılan danışan merkezli bir tedavi yöntemidir.

Psikodinamik, bilişsel, davranışsal terapiler gibi, farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren, iyileşme için, hafızanın duygusal, bedensel ve bilişsel algısal birimlerine odaklanan bir yol izler.

EMDR yönteminin kullanımı, 1987 yılında Dr. Francine Shapiro’nun göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğini tesadüfen keşfederek, bu etkiyi travmaya maruz kalmış kişiler üzerinde bilimsel olarak incelemesi ve çift yönlü uyaran ile travmanın beyinde oluşturduğu fizyolojik sıkıntının giderilmesiyle başlamıştır.

Travma nedir?
Baş etme kapasitemizi aşan, sonrasında, o ana dair görüntülerin, düşünceler ve duygular işlenmeden zihnimizde donmasına yol açtığında, durumun zihnimizde hep canlı kalmasına neden olduğu olaylara travma denilmektedir.

Sağlıklı bir süreçte beyin, kötü yaşam olaylarının oluşturduğu duygusal sonuçları işlemekte ve acıları iyileştirmekte iken, şiddetli travmatize deneyimler art arda yaşandığında, beynin bu doğal işleme süreci sekteye uğrayabilmekte, bağlantılı duygular, inanışlar, anlamlar sinir sistemi içinde donarak, çeşitli psikolojik/psikiyatrik rahatsızlıklar ortaya çıkabilmektedir.

EMDR tedavi süreci nasıldır?
1. Daha önceki dönemlere dair olumsuz anıların çözülmesinin sağlanması

2. Mevcut stres faktörünü tetikleyen uyarana karşı duyarsızlaştırma

3. Gelecek dönemde daha iyi işlev gösterilebilmesi adına, uygun davranış, becerilerin yerleştirilmesi

Travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB ) EMDR tedavisi nasıldır?
EMDR uygulamasında, danışanın kendine ait iyileşme mekanizması harekete geçirilerek, EMDR tedavisi kişideki travmatik anıya erişilmesini ve sonrasında, bilgi işlemenin iyileşmesini ve travmatik anı ile daha uygun olan bilgilerin arasında ilişki kurulmasını sağlamaktadır. EMDR alanında, travma sonrası stres bozukluğu, psikoterapötik iyileştirmeler arasında en çok araştırılan konulardan biridir. Travmanın düzeltilmesinde bu tekniğin kullanımı birçok kurum tarafından kabul görmekte olup, Amerikan Psikiyatri Derneği Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu Uygulama Kılavuzu, akut ve kronik TSSB belirtilerinin iyileştirilmesindeki etkinlik açısından, Bilişsel Davranışsal Psikolojik Danışmanlık ile aynı etkinlik statüsünde gösterilmektedir.
KONUŞMA VE DİL TERAPİSİ
il ve konuşma bireylerin kendilerini ifade etme, iletişim kurma ve sosyal hayatı paylaşmalarındaki en önemli araçlardandır. Birey doğumundan itibaren çevresinde olan biteni anlamaya, istek ve ihtiyaçlarını ifade etmeye çalışırken dili kullanır. Dil, sözlü olan ve olmayan, kültürle de bağlı çok geniş bir kapsama sahip bir kavramdır. Konuşma ise dilden kesin sınırlarla ayrılamayan ancak dil ile bağlantılı bir parçayı oluşturmaktadır.

Dil ve konuşma gelişimi zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişimden bağımsız değildir. Bu alanlardan herhangi birinde yaşanan bir güçlük, dil ve konuşmayı olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Dil ve konuşma güçlüklerini ortaya çıkaran nedenler arasında, zihinsel yetersizlik, işitme kaybı, gelişimsel gecikmeler, bazı cerrahi girişimler sonrası sorunlar, beyin hasarları, yarık damak/dudak gibi yapısal bozukluklar, serebral palsi gibi kasları etkileyen hastalıklar, sesin yanlış kullanımı vb. pek çok neden sayılabilir.

1. Sesletim (Artikülasyon) ve Ses Bilgisi (Fonoloji) Bozuklukları:
Konuşma seslerinin ve dile ait ses birimlerin beklenenden farklı olarak sesletimi (b,p,m,t,d,n,k,g,h,f,v,c,ç,j,ş,s,z,l,r,y) sessizlerinin yanlış üretimi ya da karıştırılmasıdır.

2. Akıcı Konuşma Bozuklukları:
Konuşmada beklenenden farklı hız, ritim gözlenmesi, ses, hece, sözcük ya da sözcük öbeği tekrarları, uzatmalar veya bloklar biçiminde konuşma akışının kesintiye uğramasıdır. Bunlara aşırı gerginlik, çabalama davranışları ve ikincil davranışlar eşlik edebilir. En yaygın olanı Kekemeliktir.
3. Ses Bozuklukları:
Bireyin yaşına ve cinsiyetine uygun olmayan ses üretimi ve/veya ses kalitesinin, perde (ton), şiddet, rezonans, ve/veya süre gibi özelliklerinde ortaya çıkan bozukluklardır.

4. Gelişimsel Dil Bozuklukları:
Konuşma, yazı ve/veya diğer sembol sistemlerinin alıcı veya ifade edici boyutlarında dilin biçim bilgisi, söz dizim, anlam bilgisi, edim bilgisi/kullanım bilgisi alt sistemlerini kapsayan bozukluklardır. Bu bozukluklar doğuştan veya bebeklik/çocukluk çağında ortaya çıkan gelişimsel nitelik taşırlar.

5. Edinilmiş Dil Bozuklukları:
Bu bozukluklar dil kazanıldıktan sonra çoğunlukla ergenlik döneminde ya da yetişkin yaşlarda herhangi bir nedenle dil ve konuşmanın kaybı biçiminde görülür.

4. Gelişimsel Dil Bozuklukları:
Konuşma, yazı ve/veya diğer sembol sistemlerinin alıcı veya ifade edici boyutlarında dilin biçim bilgisi, söz dizim, anlam bilgisi, edim bilgisi/kullanım bilgisi alt sistemlerini kapsayan bozukluklardır. Bu bozukluklar doğuştan veya bebeklik/çocukluk çağında ortaya çıkan gelişimsel nitelik taşırlar.
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
Liste 5Mental bozuklukların tanısal ve istatistiksel el kitabı olarak tanımlanan DSM-5'e göre sendromun adı, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'dur. Dikkat eksikliği bozukluğu, bu sendromdan farklı bir bozukluk değil, aynı sendromun hiperaktivitenin olmadığı bir alt tipi olarak tanımlanır. Dikkat eksikliği bozukluğu (DEB) uzun yıllar boyunca bir hastalık olarak kabul edilmemiştir. Fakat günümüzde DEHB'nin genetik geçişli, biyolojik bir hastalık olduğu kabullenilmiştir. Geçmişte tek başına dikkat eksikliği bozukluğu, hastalık olarak tanımlanmadığı için bu bozukluğa sahip birçok kişi hayatı boyunca başarısız olarak damgalanmış, akademik başarıları düşük, antisosyal kişilikler olarak kabul edilmiş ve toplumdan dışlanmıştır. Günümüzde Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan ve zihinsel hastalıklara tanı koymak için ölçütleri belirleyen mental bozuklukların tanısal ve istatistiksel el kitabı olarak tanımlanan DSM-5'e göre kriterler belirlenmiş, DEB de DEHB'nin bir alt tipi olarak tanımlanmıştır. Çocukluk çağında DEHB erkeklerde daha fazla görülür. Bazı serilerde 2:1, bazı serilerde 6:1 'e varan oranlar belirtilmiştir. Erişkin çağa yaklaştıkça kadınlarda görülme sıklığı artmakta ve görülme oranı erkeklerle neredeyse eşitlenmektedir.

Dikkat eksikliği belirtileri nelerdir?
Dikkat eksikliği varlığında en sık görülen belirti, çocuklarda okul başarısında düşüklüktür. Çocuk derse konsantre olamaz, dikkatini bir süre toplayabilse bile dikkatini koruma noktasında sıkıntı ve güçlük yaşar. Genellikle hayallere dalma, anlatılanları dinlememe, kendi dünyasına kapanma şeklinde anlatılır. Aynı durum erişkinler için de geçerlidir. Dikkat eksikliği bozukluğuna sahip bireyler detaylara dikkat etmez, verilen komutlara uyum sağlayamaz ve organizasyon problemleri yaşar. Ayrıca bu bireyler günlük rutin işlerini yapamaz ve dikkatleri kolayca dağılır. Hiperaktivite de tabloya eklendiğinde kişiler aynı yerde uzun süreli sabit duramaz, oturamaz. Bu bireyler çok konuşur, karşısındaki kişilerin konuşmasını bitirmesini bekleyemez, bekleme gerektiren ya da sırayla yapılması gereken işleri yapmakta sıkıntı yaşar. Çocuklarda sürekli sağa sola koşma, tırmanma, zıplama şeklinde aşırı hareketli davranışlar mevcuttur. Yetişkinlerde görülen hiperaktivite, sürekli bir işten diğerine koşma şeklindedir. Fakat bu kişiler, hiçbir işi tam olarak tamamlamaz. Sendromun en önemli belirtilerinden biri olan dürtüsellik ise kişinin kendini ve yapılan eylemin sonuçlarını düşünmeden yapılan ani davranışlar şeklinde görülür. Çocuklarda bir işi yaparken sabırsızlık, aniden arkadaşlarının elinden oyuncaklarını alma, oyun sırasında sırayı beklememe, çok ve uygun olmayan yerlerde konuşma, karşısındaki konuşurken sürekli sözünü kesme, bağırma ve gülme şeklinde kendini gösterebilir. Tüm bunlara ek olarak, kendini tehlikeye atacak davranışlarda da bulunabilir. Erişkin bireylerde ise karşısındakini dinlemeden sözünü kesme, sonunu düşünmeden yeni işlere girme, karşısındakini kıracak şekilde konuşma, sıra bekleyememe şeklinde kendini gösterebilir.

Dikkat eksikliği nedenleri nelerdir?
Dikkat eksikliği bozukluğunun nedenleri araştırılırken, beyin anatomisi ve fonksiyonlarında bozukluklar saptanmıştır. Özellikle dikkati toplamayı sağlayan beyin bölgelerinde, diğer bireylere göre düşük fonksiyon ya da küçülme izlenmiştir. Bunun haricinde genetik geçiş de bu hastalığın nedenleri arasında yer almaktadır. Anne babasından birinde DEHB olan çocukların DEHB geliştirme oranı diğer popülasyona göre daha yüksektir. Aynı zamanda rahatsızlığın, kardeşte de ortaya çıkma ihtimali topluma kıyasla daha yüksektir. Prematüre doğum ve ciddi kafa travmalarının da DEHB nedenleri arasında olduğu kabul edilmektedir. Annenin gebelik sırasında alkol ve sigara tüketiminin de DEHB'ye sebep olabileceği bildirilmiştir.
NEURPSOUND SİSTEMİ
Yaklaşık on yıllık bir çalışmanın sonucunda, psikolog, psikolojik danışmanlık ve rehberlik uzmanları, çocuk gelişimci ve eğitimcilerden oluşan bir ekibin çocukların bilişsel performansını artırmak ve öğrenme engellerini ortadan kaldırmak için, geliştirdikleri programların hepsini Neurosound markası altında birleştirdik. Son yıllarda bütün dünyada özellikle çocuklara yönelik bilişsel ve psikolojik çalışmalarda ciddi bir artış görülmektedir. Herkesin cevabını aradığı sorular; “Çocukları en iyi şekilde nasıl eğitebiliriz?”, “Çocukların psikolojik ve bilişsel problemlerini nasıl çözeriz?” sorularıdır. Neurosound ekibinin odak noktasını çocuklar oluşturmaktadır. Dünyada en etkili kurumlar ve programları inceledik. Onlardan eğitimler aldık. Bazı programları Türkiye’ye ilk defa biz getirdik. Neticede birçok uzmanın yıllardır yaptığı çalışmaları Neurosound markası altında bir programa dönüştürdük.


Programlarımızın Dünyada benzerleri var ancak içeriğimizin bir benzeri yoktur. Bu yüzden biz
uzmanlığımıza güveniyoruz. Yöntemlerimiz ve uygulamalarımız etkililiğini ispat etmiş yöntemlerdir. Çocukların psikolojik, bilişsel ve gelişim problemlerini bütüncül bir bakış açısıyla ele alan, kalıcı çözüm üreten, gelişimin her safhasını ölçme değerlendirme sistemiyle raporlayan eşsiz bir sistemdir. Bilişsel problemlerin nedenleri ve çözümüne ilişkin yaklaşımlarımız bilimsel veriler ışığında geliştirdiğimiz bize özgü programlardır.

Neurosound programları çocukların beyin gelişimini destekleyen eşsiz bir programlar bütünüdür. Dünyada bu alandaki en kapsamlı uygulamaları içermektedir. Çünkü bilişsel gelişimin her alanı ile ilgili programları bir bütün olarak sunmaktadır. Bu yönüyle zaten bir benzeri yoktur. Çünkü bizim temel yaklaşımımız şöyledir; Eğer bir çocukta psikolojik, gelişimsel, akademik veya sosyal problemlerden herhangi biri varsa diğerlerinde de mutlaka problemler olacaktır. Bu açıdan gelişim her alandan desteklenmedikçe kalıcı bir gelişme olmayacaktır. İşte programlarımızı eşsiz yapan özellik budur.

Neurosound programları tıbbi bir tedavi değildir. Neurosound çocukların gelişim, öğrenme ve psiko-sosyal problemlerine, beynimizin nöro plastisite özelliğinden yararlanarak, çözüm sağlayan yöntemler
içermektedir. Yaptığımız uygulamalarımızın tabi ki sınırlılıkları da vardır. Tedavi ve ilaç kullanımı gerektiren problemler bizim işimiz değildir ancak bir psikiyatr veya nörolog tedavi sürecine ek olarak bizim araçlarımızdan da
yararlanabilir. Ayrıca uygulamalarımızı psikologlar, psikolojik danışmanlık ve rehberlik uzmanları, eğitimciler ve çocuk gelişim uzmanları da kullanabilir.

Kısaca Neurosound bir çocuğun psikolojik, fiziksel ve duygusal gelişimini birbiri ile tamamlayan nörogelişimsel programlardan oluşan psikoeğitim metodudur.

Psikoeğitim (psychoeducation): Baş etme becerilerinin ve uzun süreli destek sistemlerinin harekete geçirilmesinin ve alternatif baş etme yöntemlerinin araştırıldığı bir bilgilendirme ve güçlendirme programıdır.

MOXO TESTİ
Liste 6MOXO Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Testi
MOXO testi, dikkat ölçme testi olarak bilinmektedir. 6-12 yaş arası çocuklar ve 13-60 yaş arası yetişkinler için geliştirilmiş ADHD-DEHB (Attention-Deficit Hyperactivity Disorder = Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) tanısına yardımcı olan, bilgisayar üzerinden yapılan görsel ve işitsel çeldiricilerin olduğu “çevrimiçi” dikkat ölçme testidir.

MOXO, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun dört ana belirtisi olan dikkat eksikliği, zamanlama problemi, dürtüsellik ve hiperaktivitenin objektif olarak ölçülmesini sağlayan bir testtir

Moxo Testine Tabi Tutulan Sorunlar:

– Dikkat

– Zamanlama

– Dürtüsellik

– Hiperaktivite

MOXO testi, DEHB’in bu 4 belirleyicisini ayrı ayrı değerlendirerek objektif ve somut sonuç verir. Standart SPT testlerinden farklı olarak; MOXO, dikkat dağıtıcı dış uyaranlar kullanarak gerçek yaşam çevresinin tam bir benzetimini (simülasyon) sağlar.
WISC-IV ZEKÂ TESTİ
EMDR, kişide duyarsızlaştırma ve yeniden yapılandırma yapılarak, savaş, taciz, doğal afet, çocukluk döneminde yaşanan travmalar vb. rahatsız edici yaşam olaylarının sebep olduğu psikolojik sorunların yanında, panik bozukluk, yas, kronik ağrı gibi çeşitli sorunların çözümünde kullanılan danışan merkezli bir tedavi yöntemidir.

Psikodinamik, bilişsel, davranışsal terapiler gibi, farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren, iyileşme için, hafızanın duygusal, bedensel ve bilişsel algısal birimlerine odaklanan bir yol izler.

EMDR yönteminin kullanımı, 1987 yılında Dr. Francine Shapiro’nun göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğini tesadüfen keşfederek, bu etkiyi travmaya maruz kalmış kişiler üzerinde bilimsel olarak incelemesi ve çift yönlü uyaran ile travmanın beyinde oluşturduğu fizyolojik sıkıntının giderilmesiyle başlamıştır.

Travma nedir?
Baş etme kapasitemizi aşan, sonrasında, o ana dair görüntülerin, düşünceler ve duygular işlenmeden zihnimizde donmasına yol açtığında, durumun zihnimizde hep canlı kalmasına neden olduğu olaylara travma denilmektedir.

Sağlıklı bir süreçte beyin, kötü yaşam olaylarının oluşturduğu duygusal sonuçları işlemekte ve acıları iyileştirmekte iken, şiddetli travmatize deneyimler art arda yaşandığında, beynin bu doğal işleme süreci sekteye uğrayabilmekte, bağlantılı duygular, inanışlar, anlamlar sinir sistemi içinde donarak, çeşitli psikolojik/psikiyatrik rahatsızlıklar ortaya çıkabilmektedir.

EMDR tedavi süreci nasıldır?
1. Daha önceki dönemlere dair olumsuz anıların çözülmesinin sağlanması

2. Mevcut stres faktörünü tetikleyen uyarana karşı duyarsızlaştırma

3. Gelecek dönemde daha iyi işlev gösterilebilmesi adına, uygun davranış, becerilerin yerleştirilmesi

Travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB ) EMDR tedavisi nasıldır?
EMDR uygulamasında, danışanın kendine ait iyileşme mekanizması harekete geçirilerek, EMDR tedavisi kişideki travmatik anıya erişilmesini ve sonrasında, bilgi işlemenin iyileşmesini ve travmatik anı ile daha uygun olan bilgilerin arasında ilişki kurulmasını sağlamaktadır. EMDR alanında, travma sonrası stres bozukluğu, psikoterapötik iyileştirmeler arasında en çok araştırılan konulardan biridir. Travmanın düzeltilmesinde bu tekniğin kullanımı birçok kurum tarafından kabul görmekte olup, Amerikan Psikiyatri Derneği Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu Uygulama Kılavuzu, akut ve kronik TSSB belirtilerinin iyileştirilmesindeki etkinlik açısından, Bilişsel Davranışsal Psikolojik Danışmanlık ile aynı etkinlik statüsünde gösterilmektedir.
GSM
0532 161 01 17
Adres
Turgut Özal Bulvarı 1940. Cadde No:81/46 Yenimahalle Batıkent ANKARA
E-Posta
aripsikoloji@gmail.com